![]() |
|
|
|
#1 |
![]() |
KELOĞLAN DEV FARE
Bir varmış, bir yokmuş. Bir dev fare varmış. Aha manda kadarmış. Fare, fare, dev fare, nasıl geldin bu hale? Ne yedin de böyle oldun, bir göründün, bir kayboldun. " Dağda, bayırda gezerim, ne bulursam onu yerim. Kedilerin düşmanıyım, yakalarsam kedi de yerim. " Aman fare, yaman fare, başı büyük, kocaman fare. Sakın kasabaya gitmeyesin, insanları üzmeyesin. " Aman insan, yaman insan, başı küçük, kösemen insan. Kasabaya gidiyorum, insanları üzüyorum. " Dev fare arkasında yüzlerce normal fare olduğu halde kasabaya giriş yapmış. Şarkılar söyleyerek sokaklarda gezmişler. Ortalıkta ne bir insan, ne bir kedi görünmüyormuş. Dev fare ve arkadaşları, bu kasabada günlerce kalmışlar. Kilerlerde, ambarlarda ne varsa yiyip bitirmişler. Bir gün kasaba dışındaki yolda nöbet bekleyen fareler, ileriden gelen kel kafalı bir genci görmüşler. Durumu dev fareye bildirmişler. Dev fare: " Sakın bu Keloğlan olmasın? Adını çok duydum ama kendisini hiç görmedim. Gidin sorun bakalım kimmiş, neyin nesiymiş? Eğer bu Keloğlan ise, yandığımızın resmidir. Bizi bir dakika bu kasabada tutmaz, bilmiş olasınız. " Bunun üzerine oradaki farelerden biri: " Aman efendim, siz neler söylüyorsunuz? Gelen Keloğlan olsa ne olacak? Bize ne yapabilir ki? İzin verin onu geldiği yere kadar kovalayalım. " Dev fare: " Kimi kovalıyorsun? Keloğlan senden, benden kaçar mı sanıyorsun? O korkmaz, korkutur. Yenilmez, yener, ezilmez, ezer. Kaybettiği görülmemiştir. " Farelerden biri gitmiş ve az sonra geri dönmüş. Gelen genç Keloğlan'mış. Dev fare Keloğlan'ın karşısına çıkmış. Onu saygıyla selamlamış. Hoş geldiniz, demiş. Dev fareyi görünce Keloğlan'ın aklı başından gitmiş. Çok korkmuş, bir ağacın arkasına saklanmış: " Uy anam, o neydi öyle? Kocaman, öküz kadar! Etraf fare dolu. Bu onların babası olsa gerek. Öküz faresi mi desem, fare öküzü mü desem? Beni yakalarsa yer bu ya. Yandım ki hem ne yandım. " diye söylenirken, dev farenin sesini duymuş: " Keloğlan Bey, saygıdeğer Keloğlan Bey, nasılsınız, iyi misiniz? " Bunun üzerine Keloğlan önce saklandığı ağacın arkasından başını çıkarmış, durum vaziyetini kontrol etmiş, ortamın müsait olduğunu görünce ortaya çıkmış. Bakmış dev fare karşısında el pençe, divan duruyor: " Seni gidi minik, beni niye korkuttun bakayım? Gel buraya kulaklarını çekeyim. " " Aman efendim, ben kim, sizi korkutmak kim? Asıl ben sizden çok korkuyorum. " " Yapma ya..! Minik, benden niye korkuyorsun çabuk söyle bakalım? " " Sizi tanımayan, Keloğlan adını bilmeyen yoktur. Ben dağdan geldim. Oralarda herkes sizin başınızdan geçen olayları anlatıyor. İnanın sizin hikayelerinizi dinleyerek büyüdüm. " " Büyümüşsün ama fazla büyümüşsün. Bundan sonra benim hikayelerimi az dinle. " " Hani siz iyisiniz ama rakipleriniz kötüdür. Ben sizin tarafınızdan olmak istiyorum. Bugün burada olanları duyanlar beni kötü bilmesinler. Kasabalıların biraz yiyeceğini yediydik. Şu iki çuval altın zararı karşılar. Ben bu altınları dağda sebze, meyve satarak kazandım. Ayrıca kasabalılardan özür diliyorum. Şimdi dağlara dönüyorum ve bir daha dağdan inmem. " " Yolun açık olsun, güle güle git. Kimse seni kötü bilmez, merak etme. " Daha sonra dev fare ve öbür fareler şarkılar söyleyerek kasabayı terk etmişler. Altınlar kasabalının zararını karşılamış. Kasabalılar, Keloğlan için, eğlenceler düzenlemişler, ziyafetler vermişler. Böylece Keloğlan kasabalıları farelerden kurtarmış olmuş. SON |
|
Alıntı
|
Serdar Yıldırım Üyenin Son 5 Konusu
|
|||||
| Baslik | Kategori | Son Yazan | Cevaplar | Okunma | Son Mesaj |
|
|
Çocuk Masalları | Serdar Yıldırım | 0 | 7 | 15.Şubat.2026 19:52 |
|
|
Çocuk Masalları | Serdar Yıldırım | 1 | 77 | 01.Ocak.2026 19:55 |
|
|
Çocuk Masalları | Serdar Yıldırım | 1 | 57 | 01.Ocak.2026 19:54 |
|
|
Çocuk Masalları | Serdar Yıldırım | 1 | 50 | 01.Ocak.2026 19:53 |
|
|
Çocuk Masalları | Serdar Yıldırım | 1 | 56 | 01.Ocak.2026 19:51 |
|
|
#2 |
![]() |
BEBEK KELOĞLAN
Bakla, ye bakla at takla Limon, ye limon denizde somon Kavun, ye kavun derdinle avun Soğan, ye soğan gece yarısı Keloğlan'dır doğan. Ebe, oğlan doğdu der, sofada dokuz doğuran babaya.* Baba koşar evinde on sekiz doğuran dedeye.* Baba, oğlum oldu, baba oldum, der.* Dede ayağa kalkar, gözün aydın, der. Sen baba oldun, ben dede, der.* Sen baba, ben dede, diyerek oynamaya başlar.* Bunun üzerine baba, sen dede, ben baba, diyerek oynar. Oynarlar da oynarlar. Sonradan baba geri gelir babası yanında. Babanın babası Keloğlan'ın dedesi, Tatlıya bağlandı torun hevesi. Bebek Keloğlan ağlar da ağlar. Ana, baba, dede kucağına alır, sorun yok. Keloğlan ağlıyor ama gözlerinde yaş yok. Onun amacı dünyaya geldiğini ilan etmektir. Daha doğar doğmaz hoş geldim demektir. Hoş geldin Keloğlan, yeni doğmuş bebek oğlan. Şimdi ağla büyüdüğünde ağlama, ağlatma. Sakın ola zalim olma Kılıcın değil, aklın keskin olsun. Geldiğini görenler korkmasın, gülümsesin Anlattıklarından ders çıkarıp hayatı özümsesin. SON ------------------------------------------------------ KELOĞLAN SITMA SAVAŞI Eski zamanlarda bir ülkenin padişahının yüz tane çocuğu varmış. Bu çocukların ellisi oğlan, ellisi kızmış. Padişah oğlanlar büyüdükçe onları değişik şehirlere sancak beyi olarak göndermiş. Kızlarını ise, sevdikleri gençlerle evlendirmiş. Sadece biri, evlenmeye yanaşmamış. Bu da padişahın kızlarının en güzeli olan en küçük kızıymış. Bütün taliplerini geri çevirmiş. Çünkü hiç birinde aradığı özellikler yokmuş. Benim evleneceğim erkek mütevazi, cesur, bilgili ve atılgan olmalı diyormuş.* Günün birinde bu ülkede ateşli bir hastalık olan sıtma baş göstermiş. Hastalık kısa sürede yayılmış. Pek çok insan yataklara düşmüş. Ülkenin hekimleri, bilginleri hastalığın çaresini bulamamış. Padişah, hastalığı önleyip, hastaları iyileştirene on eşek yükü altın vereceğini bildirmiş. Ayrıca en küçük kızını bu kişiyle evlendireceğini ilan etmiş. Olanlardan haberdar olan Keloğlan anasından izin alıp başkente gitmiş. Saray bahçesinde padişahın en küçük kızını gören ve onunla konuşan Keloğlan ata binerek dağlarda, ovalarda günlerce yol almış. *Şehirlere, köylere giderek hastalarla ve hasta yakını çocuklarla konuşmuş. Hastalar, sivrisinek soktuktan sonra bu hastalığa yakalandıklarını ve sivrisineklerin bataklıkta çoğalıp etrafa yayıldığını anlatmışlar. Birkaç hasta yakını çocuk, Keloğlan'a bataklığı ve buraya suyunu akıtan dereyi göstermiş. Keloğlan derenin akış yönünü değiştirip denize yönlendirerek, bataklığı kurutmayı planlamış. Böylece sivrisineklerin yaşam alanı yok olacakmış. Keloğlan'ın yanındaki çocuklar, komşu şehir ve köylere giderek olaydan diğer çocukların haberdar olmasını sağlamışlar. Keloğlan çağırıyor, gelmelisiniz, demişler. Birkaç gün sonra derenin kenarındaki ovada binlerce çocuk toplanmış. Bu çocuklar, Keloğlan'ın söylediklerini yaparak toprağı kazıp kanal açmışlar ve dereyi denize akıtmışlar.* Suyu kesilen bataklık, sıcak havanın etkisiyle on günde kurumuş. Oralardaki sivrisinek nesli yok olmuş. Keloğlan sivrisinek sokmasıyla ortaya çıkan sıtmanın önünü almış. Sıtmalı hastalara kına kına kabuklarından hazırladığı ilacı içirerek iyileşmelerini sağlamış. Padişahın verdiği on eşek yükü altının, bir eşek yükü bana yeter, diyerek dokuzunu çocuklara dağıtmış. Padişahın en küçük kızıyla evlenmiş. Düğün hediyesi olarak verilen sarayda yaşamaya başlamış. Anasını yanına almış. Üçü birlikte gelecek güzel günlere gülümseyerek bakmışlar. Masalımız da burada bitmiş.* SON Yazan: Serdar Yıldırım |
|
Alıntı
|
| Bookmarks |
| Etiketler |
| fare , keloğlan , serdar , yıldırım |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Keloğlan İle Uludağ - Serdar Yıldırım | Serdar Yıldırım | Çocuk Masalları | 1 | 8 Saat önce 19:47 |
| Keloğlan Bebek Dev - Serdar Yıldırım | Serdar Yıldırım | Çocuk Masalları | 1 | 8 Saat önce 19:45 |
| Keloğlan Karga Ve Sucukçu Arif - Serdar Yıldırım | Serdar Yıldırım | Çocuk Masalları | 1 | 8 Saat önce 19:41 |
| Keloğlan Dağ Aslanı - Serdar Yıldırım | Serdar Yıldırım | Çocuk Masalları | 1 | 8 Saat önce 19:30 |
| İki Oduncu - Serdar Yıldırım | Serdar Yıldırım | Çocuk Masalları | 0 | 03.Aralık.2024 19:08 |