Tekil Mesaj gösterimi
Alt 07.Ekim.2018   #7
DurumuÇevrimdışı
Baby
Baby - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye No: 6
Üyelik tarihi: 04.Ekim.2018
Şehir:
Mesaj Sayısı: 273
Konu Sayısı: 73
Beğendikleri: 47
Alınan Beğeni: 40
HF Ticaret Sayısı: (0)
HF Ticaret Yüzdesi: (%)
Ruh Hali
Kan Grubum:

Standart

1. Kosova Savaşı (1389)
Osmanlı'nın uzun yıllardır başarı ve istikrarla devam eden fetihleri Bosna Kralına karşı girişilen savaşta yaşanan mağlubiyet ile sekteye uğramıştı. Osmanlı'nın mağlup olması, sindirilmiş, vasallaştırılmış ve itaat altına alınmış Balkan kitlelerini Osmanlı'ya karşı yeniden birleşmeye ve karşı koymaya sevk etti. Balkan kuvvetlerinin içerisinde Osmanlı'ya karşı koyabilecek tek güç Macarlardı. Ancak Macarlar Tuna üzerindeki nüfuzunu genişletmeye teşebbüs ettiği için Bosna Kralı ve bazı Sırp prensleri ile hasım durumundaydı. Osmanlı'ya itaat etmiş olan prensliklerin içerisinde en güçlü olanıysa ebette Lazar'dı. Lazar, Macar Kralı Luiz'in desteği ile diğer Sırp prensleri ile giriştiği mücadeleler neticesinde nüfuzunu genişletmiş, Morova'daki zengin gümüş madenlerini ele geçirerek önemli bir başarı elde etmişti. Sahip olduğu maddi gücü de kullanarak ordusuna Katalan, Macar, Çek, Arnavut ve Eflak askerleri ne dahil etti.

Lazar'ın artan kuvveti Osmanlı'ya karşı harekete geçmeye fırsat arayan Bosna ve Bulgar Krallarını da teşvik etti. Osmanlı'ya karşı baş kaldırmak isteyen tüm unsurlar Lazar'ın himayesine girmeye başlamıştı. Yalnızca Vidin Bulgar Çarı Stratsimir ve Köstendil Hakimi Konstantin Deyanoviç Osmanlı'ya karşı sadakat gösterdiler.

Murad Gazi, bu gelişmeler doğrultusunda Timurtaş'ı Bursa'da bırakarak Rumeli'ye geçti ve kendisine bağlı olan vasal prensliklere asker teşkil etmeleri emrini verdi. Murad Gazi'nin bu emri ile kimlerin Lazar'ın lehine hareket edeceği belli oldu. Bulgar Kralı Şişman ve Dobluca Hükümdarı Dobrotiç sefere katılmayı reddettiler. Bunun üzerine Çandarlı Ali Paşa ve Timurtaş'ın oğlu Yahşi Bey'i 30 Bin kişilik bir kuvvetle birlikte Şişman ve Dobrotiç üzerine sefere gönderdi. Kendisi de Şumlu'ya yerleşerek karargahını kurdu. Bulgar Kralı Şişman, Osmanlı'nın Lazar'a taarruz edeceğini ve mağlup olması durumunda vasallıktan kurtulacağını ümit ediyordu. Ancak süreç umduğu gibi gelişmeyince Murad Gazi'nin huzuruna çıkarak affedilmesi için Silistre Kalesini vermeyi teklif etti ve bağlılık yemini etmek zorunda kaldı. Şişman, Silistre Kalesine geçtikten sonra yemininden dönerek kaleyi vermeyi reddetti ve önce Tırnova ardından Niğbolu kalesine kaçtı. Kral Şişman'ın stratejisi açıktı. Bizzat savaşa dahil olmadan olası bir savaştan karla ya da en az zararla çıkmak.

Bu olaylar yaşanırken Lazar'ın, Murad Gazi'nin stratejisini öğrenme gayesiyle elçi göndermesi hükümdarı çok sinirlendirdi. Murad Gazi, Kral Şişman'ı bertaraf etmeyi beklemeden tehlikeli dağ geçitlerinden Kosova ovasına inerek savaş hazırlıklarına başladı. Nihayet 15 Haziran 1389'da iki kuvvet Kosova ovasında karşı karşıya geldi.

Lazar'ın ordusu yoğunlukla süvarilerden oluşuyordu. Osmanlı kuvvetlerinin et etkili gücü ise elbette ki okçularıydı. Oldukça çetin bir muharebeye sahne olan savaşta Osmanlı kuvvetlerinin sol cenahı mukavemet gösteremeyerek çöktü. Ancak sağ cenahta bulunan Şehzade Bayezid'in muvaffak olması ile savaş Osmanlı lehine döndü. Nihayetinde Osmanlı kuvvetlerinin kesin galibiyeti ve Lazar'ın öldürülmesi ile sonuçlanan savaş ile Balkanlardaki Osmanlı üstünlüğü yeniden sağlanmış, başkaldıran vasal prenslikler yeniden itaat altına alınmış ve Balkanlarda yükselen Lazar tehdidi ortadan kaldırılmış oldu.

Murad Gazi'nin Öldürülmesi
Murad Gazi, bu savaşın ardından muzaffer olmuş ancak bir Sırp asker tarafından suikast sonucu öldürülmüştür. Kaynaklar Murad Gazi'nin öldürülmesi ile ilgili farklı bilgiler ortaya koymaktadır. Tevarih-i Ali Osmani'de Müslüman olmak ve el öpmek için Murad Gazi'nin huzuruna gelmek isteyen bir Sırp askerinin yerden aldığı bir mızrak ile kendisini öldürdüğü geçer. Gazâname'de ise savaşın ardından cenk meydanını gezen Murad Gazi'nin yerde yatan bir Sırp askeri (Miloş Kobiloviç) tarafından hançerlenerek öldürüldüğü belirtilir. Aslında daha inandırıcı olan Gazaname'deki vakadır. Zira Müslüman olmak isteyen bir Sırp'ın Murad Gazi'ye yaklaşabilmesi göz göre göre hükümdarı mızrak ile öldürebilmesi pek de mümkün görünmemektedir.

Murad Gazi, şehadeti üzerine şehit edildiği yere gömülmüş, daha sonra naaşı oğlu Bayezid tarafından Bursa Çekirge'deki istirahatgâhına nakledilmiştir (28 Haziran 1389).

Murad Gazi'nin öldürülmesi vakası batılı tarih kayıtlarında muhtelif mizansenlerle kaydedilmiştir. Bir kısım Sırp kaynaklar Kosova Savaşında Sırpların galip geldiğini belirtir. Elbette bu kaynaklar Murad Gazi'nin ölüm haberi üzerine Fransa'ya kadar kulakta kulağa dolaşan bilgilerin kayıtlara yansımasından ibarettir. Zira Lazar'ın halefi Lazareviç, Kosova Savaşındaki mağlubiyetlerinden bahsetmiştir. Ayrıca bu suikast Sırplar için bir milli destana dönüşmüştür. Savaş sonrasında 12 kahraman Sırp askerinin düşman safını yararak hükümdarın çadırına kadar ilerledikleri ve hükümdarı bu şekilde öldürdüklerinden bahsedilir. Elbette tüm bu senaryolar gerçek dışıdır. Zira süikasti gerçekleştiren kişinin öldürülmüş olduğu bir gerçektir ve o ana şahitlik edebilecek herhangi bir Sırp askerinin hayatta kalması mümkün değildir.

Hükümdarlık Ünvanı
Osmanlı hükümdarları, İslami geleneklere göre belirlenen unvanları taşımaktaydılar. Bu minvalde Beylik dönemi sonrasında devletli olan hükümdarlar unvanlarını bu yazılı olmayan akitlere göre belirliyorlardı. Osmanlı Devletinin kurucusu olan Osman, devletli olmadan evvel bu akitlere paralel olarak kendisini sahib-ül ücrat unvanı ile uç beyliği sahibi olarak anmaktaydı. Devletli olduktan sonra ise fütuhat ve gaza geleneğini üstlenmesi hasebiyle kendisine Gaza Sahibi anlamına gelen Gazi Hüdavendigar unvanı layık görüldü. Bu unvan Osman, Orhan ve 1. Murad dönemlerinde hükümdarlar için kullanılmıştır.

1. Murad'ın vefatı üzerine yerine geçen oğlu Bayezid, hükümdarlığı döneminde Mısır'da bulunan halifeden Rum Sultanlığı unvanını istemiş ve layık görülmesi üzerine Gazi unvanı terk edilerek Bey, Emir ve Han unvanları kullanılmaya başlanmıştır. Osmanlı hükümdarı, İslam devletleri ile münasebetlerinde Sultan, diğer devletlerle münasebetlerinde alışılageldiği üzere Han ve Bey unvanları kullanılmaya devam edilmiştir. Devlet nizamı içerisinde kimi hükümdarlar (2. Mahmud ve 2. Bayezid gibi) Emir unvanını tercih etmiş, hilafetin Osmanlı'ya geçmesinden sonra ise halife ve sultan unvanları kullanılagelmiştir.

Bu sebeple örfi açıdan Osman, Orhan ve 1. Murad için Gazi, Bayezid ve kendisinden sonra gelen hükümdarlar için Sultan unvanını kullanmak daha doğrudur.






alone.. ☕
  Alıntı