Sakarya fetihleri ve kuşatmaları devam eden Bursa ve İznik Osmanlı ile Bizans arasındaki mücadelelerin odağı durumundaydı. Zira Sakarya seferleri İznik’in kuşatmasının tamamlanması için bir gereklilikti. Bizans açısından ise İznik’in kuşatması bertaraf edilmeden Bursa’nın kuşatmasını kaldırmak mümkün değildi. Bu sebeple Sakarya seferleri Osmanlı’nın yayılmacı politikaları için çok kritik bir cephe durumundadır. Osmanlı Sakarya seferleri ile hem İznik’in hem Bursa’nın kuşatmalarını güvence altına almıştır ve bu yönüyle hem fetih hem savunma cephesi olma özellikleri taşımaktadır.
Orhan Bey, Sakarya fetihlerini 1 yıllık aradan sonra kaldığı yerden devam etmek için ordunun başına geçti. Osman Gazi, en seçkin komutanları olan Akçakoca, Konur Alp, Gazi Abdurrahman ve Köse Mihal’i de Orhan Bey’in emrine verdi. Nihayet Orhan Bey, babasının son seferinde fethi mümkün olmayan Karaçepüş (Katoikia) hisarı önlerine ulaştı. Bu kale İznik kuşatmasının etkisiyle zayıf düşmüş, halkı erzak temin etmekte güçlük çeker, askeri ikmal bulamaz duruma gelmişti. Ancak Orhan Bey, fethi müşküllü ve çokça zayiat verdirebilecek olan bu kaleye doğrudan taarruz etmek yerine düşmanı kaleden çıkartarak dışarıda bir savaş yapabilmenin yollarını düşündü.
Nihayet akıllıca bir planla kaleye ulaşmadan önce ordusunu üç kola ayırdı. Bir kolu hisarın arka cenahına geçerek düşmanın beklemediği bir taarruz gerçekleştirmek üzere yerleşti. Diğer kol hisarın yan cenahından akan dereye gizlenerek kaleden çıkacak kuvvetleri tuzağa düşürmek üzere yerini aldı. Esas taarruz kolu ise Orhan Bey’in idaresinde Hisarın önlerine gelerek savaş düzeni aldı. Orhan Bey hem düşmanının kuvvetini ölçmek hem de gerçek bir cenkmiş intibası uyandırmak için kendisine bağlı kuvvetlerle birlikte çetin bir cenge girişti. Birkaç gün cenk edip arkalarında bir gazi bırakarak sahte ricat ile geri çekildi. Karaçepüş tekfuru Orhan Bey’in geri çekildiğini görse de önce tereddüt edip bunun bir tuzak olabileceği düşüncesiyle az sayıda kuvvetten oluşan bir keşif kolu gönderdi. Bu keşif kolu, Orhan Bey’in arkalarında bıraktığı gaziydi elbette. Gazi ne olup bittiğini itiraf eder gibi çok zayiat verdiklerini ve geri çekildiklerini söyleyince tekfur, her ihtimale karşı casus göndererek bir tuzak olup olmadığını kontrol ettirdi. Görevlendirdiği casus arka ve yan cenahta bulunan Osmanlı kuvvetlerini tespit edemeyince ele geçirdikleri gaziye inandılar ve Orhan Bey’in peşine düşmek gayesiyle hisardan dışarı çıkarak tuzağa düşmüş oldular.
Tekfur, Orhan Beyi bizzat ele geçirebilmek için ilk koldan dışarı çıkınca dere cenahında bulunan gaziler kapıyı tutarak arka cenahtaki kuvvetlerin hisara girmesini sağladılar. Düştüğü tuzağı fark eden tekfur geri dönmek istese de gaziler tarafından tutsak edildi. Hisar fethedilip ganimetleri pay edildikten sonra fetih güzergahlarındaki ikinci hedefleri olan Absuyu kalesine ulaştılar. Bu kale Karaçepüş’ün akıbetini duyunca karşı koymayıp hisarı teslim etti. Orhan Bey, Karaçepüş’ü Konur Alp’a, Absuyu’nu da Akçakoca’ya teslim ederek her iki kalenin tekfurlarını yanına alıp Akhisar’a ilerlediler. Akyazı’da halk sulh ile teslim olunmayınca mallarının ganimet olacağından çekinip biat ettiler. Artık seferin son merhalesi olan Karatigin kalesine ulaşılmıştı. Orhan Bey, Karatigin tekfuruna “Garazım İznik’tir” dese de tekfur teslim olmayı reddedince Orhan Bey kaleyi zaptetti, tekfuru idam ettirip kızı ve mallarını ganimet olarak babası Osman Gazi’ye göndertti. Çok ilginçtir ki Osman Gazi, kendisine ganimet olarak gönderilen esirleri satın alarak tekrar Karatigin hisarına göndermiş ve burada özgürce yaşamalarına izin vermiştir.
Bu fetihler ile İzmit-İstanbul yolu Osmanlı’nın kontrolüne geçti. Bunun yanında İznik’in kuşatması için hayati öneme sahip olan Sakarya vadisi (Akhisar, Geyve, Absu, Karaçepüş) tam anlamıyla Osmanlı hakimiyeti altına girmiş oldu (1305)
Orhan Bey, Karatigin’in fethinden sonra hisara Samsa Çavuş’u bırakarak Yenişehir’e döndü ancak sınır boyları haline gelen Karaçepüş ve Absuyu üzerinden gaza akınları durmadı. Orhan Beyden sonra kendilerine verilen hisarlardan Bizans topraklarına akınlar yapan Konur Alp ve Akçakoca hem Osmanlı kuvvetlerini püskürtmek isteyen komşu tekfurların akınlarına karşı koymuş hem de sınır haline gelen tekfurlukları yıpratarak bölgedeki hâkimiyetlerini pekiştirmişlerdir. Karaçepüş ve Karatigin hisarları arasındaki alan doğusunda Akyazı, batısında Sapanca, güneyde İzmit, kuzeyde Adapazarı bölgelerine ulaşım imkanı sağlıyordu. Buraların fethi ile bu bölge Osmanlı akınlarına açılmış oldu. Konur Alp Akyazı, Akçakoca ise İzmit üzerine akınlar yaparak bölgedeki Bizans mukavemetini önemli ölçüde kırmıştır. İlerleyen aylarda çetin mücadelelere sahne olan bu saha Konur Alp’in Uzuncabel mevkiinde yaptığı 2 gün süren çetin savaşın ardından ele geçirildi. Akçakoca ise Osman Gazi’nin yeğeni Aktimur ile bu bölgeye yoğun akınlar düzenlemiş ve elde ettiği başarılarla gaza ettiği bu yerlere ismini vermiştir. Günümüzde bu bölge, Akçakoca’nın isminden türemiş ve Kocaeli olarak anılagelmiştir.
Sakarya seferinin tamamlanması ile Akyazı, Konurpa, Mudurnu ve Bolu Konur Alp tarafından, İzmit Akçakoca tarafından, Karaçepüş ve Absuyu Gazi Abdurrahman tarafından tam anlamıyla fethedilmiş oldu. Böylelikle esas hedef olan İznik’e gelen tüm yollar kesilmiş, İznik’in Bizans ile coğrafi bağlantıları ortadan kalkmıştır oldu (1306).

alone.. ☕
|