Tekil Mesaj gösterimi
Alt 12.Aralık.2018   #1
DurumuÇevrimdışı
Ersin
Banned
Üye No: 20
Üyelik tarihi: 06.Aralık.2018
Şehir: Avrupa
Mesaj Sayısı: 4,681
Konu Sayısı: 2282
Beğendikleri: 540
Alınan Beğeni: 282
HF Ticaret Sayısı: (0)
HF Ticaret Yüzdesi: (%)
Ruh Hali
Kan Grubum: AB RH +

Standart Dili Yıkmaya Çalışan Kadınlar

Fichte 1794'te hâlâ tazeliğini koruyan bu cümleleri yazmıştı:

"İnsanların özgürlüğünü benimsemek istememenin anlamı insan özgürlüğü felsefesini algılayamamaktır. Bu da yaşayan insanlarla özgür bir toplumu oluşturmaya eğilimli olmadığımızı onları sanki hayvan mışlar gibi istila altında tutmak istediğimizi gösterir. İşte tam burada kendi toplumsal eğilimimizle ters düşeriz. Toplumsal eğilim? Hangi toplumsal eğilim? Aşkın bir toplumsal eğilim bizde hiç olmamıştır böyle birşey hâlâ bizde oluşmamıştır... Özgürlüğün ve
insanî yaşamın bizde olgunlaştığından söz edemeyiz yoksa yanımızda en çok görmek istediğimiz şey kölelikten kurtulmuş diğer insanlar olurdu oysa biz köleyiz ve kölelere sahip olmak isteriz."

Fichte'nin söyledikleri erkek-kadın ilişkilerinde de geçerlidir. Demek bu ilişki ağını kırmak sadece kadınların görevi değil erkekler de özgürlüğe kavuşmak için köle olmaktan kurtulmak için aynı biçimde çaba göstermeliler.

Erkek egemen bir toplumda "bakanlar" sadece erkeklerdir çünkü bakma eylemi sadece gücü elinde tutanın tekelindedir. Kadınlar ise böyle bir toplumda ikiye ayrılır: Ya yosma(şeytanî)dırlar ya da ulaşılamayan ulvî bir metafizik... çünkü erkeklerin kendi-olmayan kadınlara ihtiyaçları var erkeklerin zihinsel birer imgesi olan kadınlara. Bu iki tip kadın hayata devam etmek için biri birine gerek duyarlar. Edebiyatta bile durum bundan çok farklı değil orada da
bakan gören yine erkektir. Kadın bakmaya niyetlenirse önce kadınlığını unutmak zorundadır. Simone de Beauvoir'ın dediği gibi "Kadınlar kadın olarak doğmaz kadın haline getirilir." Kadın
olacak kişi her zaman bakılacağı bilincine varır. Bunu sadece hormonal dengeler kuramına başvurarak açıklamak yetersizdir asıl hızlandırıcı etken toplumsal denge(sizlik)lerdir. Kadın bu süreçte kendine erkek gözüyle bakmayı öğrenir kendinden yabancılaşır iktidar odakları olan erkeklerle özdeşleşir. Sonunda kazanan kadın iradesi dışında onun içine sinsice nüfuz edeniktidar olur kadın iktidarı benimsemeye başlar: Aynı zamanda hem iktidarın öznesi olur
hem de onun nesnesi.

Bu makineyi durdurmak için ağır bedeller ödemelidir bunda en ufak bir şüphe yok: Coplanmaktan söz etmiyorum bir tek; yıkılmak sonsuz bir yalnızlığı kabullenmekten söz ediyorum. Bu bedelleri ödeyenler olmuştur. Hayatı düzeni dili yıkmaya çalışan
kadınlardan bahsediyorum:

"Parçalanmak
en aşağılık zerrelerinden güneşler doğan
o birlik içindeki vücudun sırrıydı


aLinti..
Fichte 1794'te hâlâ tazeliğini koruyan bu cümleleri yazmıştı:

"İnsanların özgürlüğünü benimsemek istememenin anlamı insan özgürlüğü felsefesini algılayamamaktır. Bu da yaşayan insanlarla özgür bir toplumu oluşturmaya eğilimli olmadığımızı onları sanki hayvan mışlar gibi istila altında tutmak istediğimizi gösterir. İşte tam burada kendi toplumsal eğilimimizle ters düşeriz. Toplumsal eğilim? Hangi toplumsal eğilim? Aşkın bir toplumsal eğilim bizde hiç olmamıştır böyle birşey hâlâ bizde oluşmamıştır... Özgürlüğün ve
insanî yaşamın bizde olgunlaştığından söz edemeyiz yoksa yanımızda en çok görmek istediğimiz şey kölelikten kurtulmuş diğer insanlar olurdu oysa biz köleyiz ve kölelere sahip olmak isteriz."

Fichte'nin söyledikleri erkek-kadın ilişkilerinde de geçerlidir. Demek bu ilişki ağını kırmak sadece kadınların görevi değil erkekler de özgürlüğe kavuşmak için köle olmaktan kurtulmak için aynı biçimde çaba göstermeliler.

Erkek egemen bir toplumda "bakanlar" sadece erkeklerdir çünkü bakma eylemi sadece gücü elinde tutanın tekelindedir. Kadınlar ise böyle bir toplumda ikiye ayrılır: Ya yosma(şeytanî)dırlar ya da ulaşılamayan ulvî bir metafizik... çünkü erkeklerin kendi-olmayan kadınlara ihtiyaçları var erkeklerin zihinsel birer imgesi olan kadınlara. Bu iki tip kadın hayata devam etmek için biri birine gerek duyarlar. Edebiyatta bile durum bundan çok farklı değil orada da
bakan gören yine erkektir. Kadın bakmaya niyetlenirse önce kadınlığını unutmak zorundadır. Simone de Beauvoir'ın dediği gibi "Kadınlar kadın olarak doğmaz kadın haline getirilir." Kadın
olacak kişi her zaman bakılacağı bilincine varır. Bunu sadece hormonal dengeler kuramına başvurarak açıklamak yetersizdir asıl hızlandırıcı etken toplumsal denge(sizlik)lerdir. Kadın bu süreçte kendine erkek gözüyle bakmayı öğrenir kendinden yabancılaşır iktidar odakları olan erkeklerle özdeşleşir. Sonunda kazanan kadın iradesi dışında onun içine sinsice nüfuz edeniktidar olur kadın iktidarı benimsemeye başlar: Aynı zamanda hem iktidarın öznesi olur
hem de onun nesnesi.

Bu makineyi durdurmak için ağır bedeller ödemelidir bunda en ufak bir şüphe yok: Coplanmaktan söz etmiyorum bir tek; yıkılmak sonsuz bir yalnızlığı kabullenmekten söz ediyorum. Bu bedelleri ödeyenler olmuştur. Hayatı düzeni dili yıkmaya çalışan
kadınlardan bahsediyorum:

"Parçalanmak
en aşağılık zerrelerinden güneşler doğan
o birlik içindeki vücudun sırrıydı

  Alıntı

Ersin Üyenin Son 5 Konusu
Baslik Kategori Son Yazan Cevaplar Okunma Son Mesaj
10.02.2019 - Star Günlük Gazete Manşetleri Ersin 0 820 10.Şubat.2019 17:32
10.02.2019 - Yeni Şafak Günlük Gazete Manşetleri Ersin 0 674 10.Şubat.2019 17:31
10.02.2019 - Güneş Günlük Gazete Manşetleri Ersin 0 644 10.Şubat.2019 17:30
10.02.2019 - Türkiye Günlük Gazete Manşetleri Ersin 0 648 10.Şubat.2019 17:29
10.02.2019 - Akşam Günlük Gazete Manşetleri Ersin 0 625 10.Şubat.2019 17:28