18.Aralık.2018
|
#1
|
Banned
Üye No: 20
Üyelik tarihi: 06.Aralık.2018
Şehir: Avrupa
Beğendikleri: 540
Alınan Beğeni: 282
HF Ticaret Sayısı: ( 0)
HF Ticaret Yüzdesi: ( %)
Ruh Hali
Kan Grubum: AB RH +
|
Öfke ve Saldırganlık
Tüm duygular yararlıdır ve – öfke, tüm olumsuz yananlamlarından dolayı şaşırtıcı görünse bile – öfke de yararlı bir duygudur. Öfke deyince akla, burnundan soluyan ve kime ne zarar vereceğini önemsemeksizin istediğini yapmakta kararlı olan korkunç bir insan imgesi gelebilir. Buna aslında dizginlenmeyen ya da narsisistik öfke adını vermek daha doğru olacaktır. Hiç kimseyi önemsememek oldukça çocuksu bir tutumdur. Çocuklar öfkelerini genellikle ya böyle saldırgan bir şekilde ya da kendilerinden isteneni yapmayı reddederek pasif bir şekilde ifade ederler. Her iki ifade tarzı da istenen sonucu getirmez. Orta yol, bir yetişkinden beklenecek şekilde kendini ortaya koymaktır.
Her birimizin çevresinde görünmeyen ama hissedilen bir sınır vardır. Bu sınırların içinde kalan alana "yaşam alanımız" adını veririz. Bu alanın içinde dengeli ve rahat bir durumda tutmaya çalıştığımız özel kendiliğimiz bulunur. Sınırlarımızın dışındaki bir şey ya da birisi bizi rahatsız eder ve üzerse, çeşitli duygular yaşarız ve bu duygulardan biri de öfkedir. Bu öfke fiziksel güç ya da pasif saldırganlık, yani konuşmamak ve somurtmak gibi çocuksu yollarla ifade edilebilir, ama en etkin teknik kendini ortaya koymak ve her şeyi açıkça ifade etmektir. Bunun için kişinin kendisini belli bir ölçüde kontrol edebilmesi ve kendisini neyin öfkelendirdiğini düşünmeye, değerlendirmeye ve çözümlemeye zaman ayırması gerekir. Saldırgan davranışlar gösteren kişi sakinleşir ve bir yetişkin gibi diyaloğa girerse bir çözüme ulaşılabilir, ama taraflardan biri ya da her ikisi çocuk gibi bağırmaya devam ettiği sürece bu mümkün değildir.
Öfke mesafeleri ayarlamaya yarar ve başkalarından "doğru" mesafede olmak mutlu bir hayatın sırlarından biridir. "2 yaş sendromu" yaşadığı söylenen küçük çocukların yapmaya çalıştıkları da tam olarak budur. Bu dönemdeki çocuklar annelerinden ayrı bir kişi olarak nasıl yaşayabileceklerini öğrenmek için kendilerini ortaya koyarlar ve bu son derece sağlıklı bir davranıştır. Bir kişi yaşam alanına izinsiz şekilde girildiğini düşünüyorsa doğal bir tepki olarak izinsiz giren kişiden kurtulmaya ve iç dengesini yeniden kurmaya çalışacaktır. Ama pek çok insan bunu kendisini ortaya koyarak yapma yeteneğini geliştirmemiştir. Bunun temel nedeni, çocukken çok büyük ve güçlü görünen anne babanın ve öğretmenlerin ona söz hakkı ve kendisini ifade etme fırsatı vermemiş olmalarıdır. Ve yetişkinler çoğu zaman kendi öfkelerini yönetmek konusunda hiç de iyi bir örnek sergilemezler. Söylenmesi en güç kelimelerden biri "hayır"dır. Çoğumuz kendimizi yapmak istemediğimiz bir şeyi yapmaktan koruyamayız, çünkü "diğer yanağımızı çevirmeyi" ve gerçek duygularımıza rağmen karşımızdakine boyun eğmeyi daha kolay buluruz. Sonra da kendimize öfkeleniriz. Bazı kişiler bunu uç noktalara götürürler ve sözgelimi kendilerini keserek ya da yakarak, düşüncesizce riskler alarak, uyuşturucu ya da alkol kullanarak kendilerine zarar verirler ve hatta bu bazen intihar etmeye kadar varabilir. Bazı kişilerse her şeyi başkalarını memnun etmek için yaparlar, sırf huzurları kaçmasın diye kendilerinden istenen her şeyi yerine getirirler ve kendilerini hiç ortaya koymazlar. Başka bir deyişle kendilerine ihanet ederler, başkalarının çıkarlarını kendi çıkarlarının önüne koyarlar ve farkında olmadan kendilerinden feragat ederek ya da ödün vererek kendiliklerini kaybederler. Her türlü kayıp depresyon riskini doğurur.
Dolayısıyla kişinin öfkesini kendisini korumak için kendisini ortaya koyarak kullanması iç kendiliğin yeniden rahat bir denge durumuna kavuşması açısından yaşamsal önemdedir. Ve öfkeyi içe atmamak ve her şeyi açıkça söyleyerek ifade etmek önemlidir. Çeşitli nedenlerden dolayı rasyonel bir tartışma mümkün olmayabilir, ama önemli olan nokta, haksızlığa uğrayan kişinin uğradığı hakareti pasif bir şekilde kabullenmemesidir. Aksi takdirde, ifade edememiş olduğu öfke zamanla onun kendisine karşı olan olumlu duygularını aşındırarak yok edecek ve bir iç denge duygusunun yeniden kurulmasını önleyecektir. Diğer tüm yöntemler başarısız olursa, üretilen ruhsal enerjinin spor ya da başka aktiviteler yoluyla fiziksel olarak boşaltılması mümkün olabilir. Bir yastığı yumruklamak ya da bir nehre taş atmak bile işe yarayabilir. Öfke halinden kurtulmanın diğer bir yöntemi ilgili kişiye bir mektup yazmak ama bu mektubu göndermek yerine birkaç haftalığına bir köşede bekletmektir. Mektubu daha sonra yeni bir gözle yeniden okuduğunuzda çok farklı bir şekilde algılayabilirsiniz ve onu törensel bir şekilde yaktığınızda üzerinizden büyük bir yük kalktığını hissedebilirsiniz. Psikolojik danışmanlığın öfkenin sıkıntılı ve yıkıcı etkilerini anlamlandırmak ve bunlarla yüzleşmek için mükemmel bir ortam olduğu açıktır.
|
|
Alıntı
|